Resim 1

  "Doğuştan Kalça Çıkığı" tanımı altında uzun yıllardır bildiğimiz bu doğumsal deformite, değişken karakteristikleri ve her zaman doğumsal olarak ortaya çıkmaması nedeniyle, günümüzde "GELİŞİMSEL KALÇA DİSPLAZİSİ" adı ile bilinmektedir. "Teratolojik veya atipik" tip ve tipik diye isimledirebileceğiz 2 formu mevcuttur. Tipik form prognoz yönünden daha iyidir ve prenatal, natal ve postnatal dönemlerde ortaya çıkabilen 3 ayrı tip kalçaya ayrılır:

1-Disloke kalça; femur başı asetabulum ilişkisi tamamem bozulmuştur. (Resim 1)
2-Sublükse kalça; femur başı kısmen asetabulum içindedir.
3-Disloke edilebilen kalça; femur başı asetabulum içinde olmakla beraber provakatif testler ile çıkabilir.

  İnsidans: Erken dönem displastik kalçaya yaklaşık 250 doğumda bir rastlanmaktadır. Etyoloji: Çeşitli faktörler bildirilmiş ancak kesin neden saptanamamıştır. Aile hikayesi ve ikiz çalışmalarında oldukça yüksek oranlarda rastlanması, genetik faktörlerin rol oynadığını düşündürmektedir. Uterus içi anormal duruş pozisyonu, diz ve ayak anomalileri olanlarda görülme sıklığının fazlalığı, mekanik faktörlerin rolünü kuvvetlendir. Asetabulumun femur başının şekline uygun olarak yeterli gelişememesi, kalça çıkığının oluşmasına zemin hazırlar. Doğum sonrası kundaklama geleneği, femur başının asetabulum içerisinde yuvalanmasını olumsuz etkiler ve asetabular displazinin görüldüğü bebeklerde kalça çıkığı olasılığını arttırır. Bu sebeple bebeklere doğumdan sonra, fizyolojik duruş pozisyonu olan, kalça ve dizlerde ki abdüksiyon ve fleksiyonu kısıtlayacak giysileri giydirmekten kaçınılmalıdır. Kundaklama yapılmamalı; bebek KAOLA KUCAKLAMASI denilen pozisyonda tutulmalıdır.

  Klinik Muayene ve Tanı: Her bebek doğumdan sonra çocuk hekimi tarafından muayene edilmeli ve şüpheli olgular ortopedist tarafından incelenmelidir. Yeni doğan bebekde kalça ve dizlerde abdüksiyon ve fleksiyonun olmaması, bacak plilerindeki asimetri, abdüksiyon kısıtlılığı, Allis belirtisi ( kalça ve dizler 90 derece fleksiyonda iken dizlerin aynı seviyede olmaması ) en önemli erken dönem bulgularıdır.

  Ortolani ve Barlow tesleri: kalça problemlerinin tanımlanmasında uygulanan testlerdir. Ortolani femur başının asetabulum içine girerken çıkardığı ses ile Barlow ise femur başının asetabulum dışına çıkarken çıkarttığı ses ile tanıya varılmasına yardımcı olur. Çıkık kalçalar Ortolani ile , çıkabilir kalçalar ise Barlow ile teşhis edilir. Günümüzde Ultrason ile muayene de şüpheli olgularda tanıya varmak için kullanılmaktadır. Kalça çıkıklı bebekler geç yürürler. Yürüme çağında anormal duruş en belirgin bulgudur (aşırı lordoz ). Trendelenburg belirtisi abduktor kasların yetersizliği sonucu görülür.

  Radyolojik inceleme: İlk altı ayda asetabulum ve femur başındaki kıkırdak yapı sağlıklı inceleme yapmaya imkan vermez. AP grafilerde Shenton hattı, Perkins ve Hilgenreiner çizgileri, asetabular indeks gibi bulgular ile tanıya varmak mümkündür.

  Asetabular açı; her iki Y kıkırdağını birleştiren Hilgenreiner çizgisi ile, bu çizgiye asetabulumun en üst kenarından Y kıkırdağına doğru çizilen çizgilerin yapmış olduğu açıya verilen isimdir. Açının 30 derecenin üzerinde olması patolojiktir.

  Perkins kadranları: Hilgenreiner çizgisine her iki asetabulum en üst köşelerinden çekilen dik çizgilerin yapmış olduğu kadrana verilen isimdir. Normal kalçalarda epifiz çekirdeği alt - iç kadranda, sublükse olanlarda alt - dış kadranda ve çıkık olanlarda ise üst - dış kadranda görülür.

  Çıkık kalçalarda obturator deliğin üst kenarı ile femur boynunun alt kenarının yapmış olduğu elipsoid Shenton çizgisi kırılmıştır.

  Tedavi: Amaç femur başının asetabulum içindeki devamlılığının korunmasıdır. Bunu sağlarken femur başının kan dolaşımının korunması çok önemlidir. Femur başı asetabulum ilişkisi için kapalı redüksiyon ve bunun korunması için 6 aya kadar çocuklarda Pelvik Bandajı kullanılabilir. Bu bandaj kalça eklemini fleksiyon ve abdüksiyonda tutması için planlanmıştır. Sublükse kalçalar 3 hafta içerisinde redükte olmuyorlarsa bu bandajın kullanımına son verilmelidir. Bandaj ideal şekilde kullanılmadığı durumlarda femur başında avasküler nekroza ve deformiteye sebep olabilmektedir. Bandaj, asetabulumun yeniden şekillenmesi tamamlanıncaya kadar kullanılmalıdır. Bandaj dışında diğer bir yöntem traksiyon yapılarak veya traksiyonsuz kapalı repozisyon ve immobilizasyondur. Femurun aşırı abdüksiyonu kan akımını durduracağından, güvenli zon olan, kalçanın lükse olmadığı en az abdüksiyon derecesi tesbitte kullanılmalı, aşırı abdüksiyondan kaçınılmalıdır. Alçı ile immobilize edilen bebeğin kontrollerinde BT den yararlanmak en iyi sonucu verir. Zira asetabulum- femur başı ilişkisi en iyi BT ile görüntülenmektedir.

  Kalça çıkığında erken tanı konulmuş ve tedavisi başlanmış hastalarda alınan sonuçlar, geç tedaviye başlanan hastalara oranla çok daha iyidir. Ancak, özellikle kırsal kesimde yaşayan hastalarda çeşitli faktörlerin etkisi ile kalça displazisi tanısı geç konulmakta ve konservatif tedavi olanakları kısıtlanmaktadır. Kapalı redüksiyon ve immobilizasyon ile olması gereken ölçülerde, yeterli asetabulum duvarları oluşturulamayan hastalarda cerrahi yöntemler ile asetabulum tavanı oluşturulmaya çalışılır. Bu cerrahi yöntemler içerisinde en popüler olanı Salter osteotomisidir. Asetabulumu öne ve yana doğru devirmeyi amaçlayan bu yöntem pelvik halkanın esnek olduğu erken çocukluk yaşlarında iyi sonuçlar vermektedir. Bazı olgularda yeterli tavan desteği var ise açık repozisyon ve immobilizisyon yapılması yeterli olmaktadır.

  Yaklaşık 6 yaşından sonra pelviste yeterli esneklik ortadan kalkmaktadır. Bu yaşa kadar tedavi edilmemiş hastalarda radikal redüksiyon yapılması gereği ortaya çıkmaktadır. Radikal redüksiyon ; açık redüksiyon,asetabular tavan osteotomisi,varus derotasyon osteotomisi ve kısaltma osteotomisinin aynı seansta uygulanmasına verilen isimdir.

  0 yaş ve sonrası dönemlerde tam ve yüksek çıkıklara yapılan girişimler iyi sonuç vermediğinden böyle kalçaları ellememek daha çok tercih edilmelidir. Ancak sublükse olgularda erken yaşlarda artroz görülme olasılığını en aza indirebilmek için tavan osteotomileri veya femoral derotasyon ve varizasyon osteotomisi ile femur başı- asetabulum ilişkisini düzeltmek gerekli olabilir.

  Erişkin yaşlarda artroz gelişimsel kalça displazisi olan kalçalarda kaçınılmazdır. Tedavinin son noktası total kalça protezi replasmanı olmaktadır. Her ne kadar bu ameliyat çok geç yaşlarda veya 60 yaşından sonra yapılmalı denilmekte ise de bugünkü anlayış protezin erişkin kimselere her yaşta uygulanması şeklindedir. Gelişmiş teknikler ve malzemelerle protezlerin sağlıklı yaşam süresi 25 yılın üzerindedir. Revizyon dediğimiz yenileme ameliyatlarında da başarı oranı gün geçtikçe artmaktadır.

Dr.Nejat Güney